seneler de ilerlese, avrupa birliği’ne de girsek, uzaya bir türk de yollasak, gsmh’mız 100.000 usd’yi de bulsa eğitim sistemimizin düzeleceğini pek sanmıyorum.7 sene önce ilköğretim sıralarını nasıl bıraktıysam bugün hala aynı olduğu konusunda iddialıyım. içerikler aynı, çoluğa çocuğa yüklenen gereksiz bilgi miktarı aynı ve en kötüsü el kadar bebelerden beklenen angarya işyükü de aynı.
9 (yazıyla dokuz) günlük bayram tatilini fırsat bilen kardeşimin fen bilgisi öğretmeni -kardeşim 7. sınıfta an itibariyle- çocuklara yaparken eğlenecekleri, eğlenirken öğrenecekleri ve bu vesileyle öğrendiklerini de hayat boyu kullanabilecekleri dahiyene bir ödev vermiş. ödevin konusu mancınık yapma. hoca da ne yapsın, kitapta yazan birşey nihayetinde değil mi?
tatilin ilk 5 gününü bayram nedeniyle yatarak geçiren kardeşim de kalan günlerde mancınık denen çağımızın en büyük icatlarından birini tekrar hayata geçirmek için yola koyuldu. arkadaşlarından temin ettiği çıtaları yapıştırıcılar yardımıyla birbirine iliştirmek istediyse de başarılı olamadı. sonra duruma evin reisi yani babam el koydu. sistemi kökünden değiştirip çıta yerine daha kalın bir ağaç maddesini, yapıştırıcı yerine de matkap kullanmayı tercih etti. 2 gün boyunca bir yandan hocaya sevgilerini iletip, bir yandan sürekli karışan ve hata yapan kardeşime kızıp işi bitirmeye uğraştı. defalarca söktüler, taktılar, değiştirdiler, yeni fikir ürettiler. bana sorsalar boşverin yapmayın diyecektim ama o yaşlarda bana da o ödevler verilse ben de kendimi riske atmazdım sanırım. keza daha salakçalarını da hayata geçirmişliğim vardır. tahminim gibi sınıfın çoğunluğu yapmamış ama bizimkiler 2 gün canla başla uğraşıp başardılar.

iş bittiğinde yüzlerindeki sevinç görülmeye değerdi. tabi ev yapımı olduğu için makinamız birkaç kez arıza verdi. lastiği koptu, çivileri çıktı. hatalar onarıldı ve ödev götürülmek için hazırlandı. hatta kardeşimin arkadaşları kafileler halinde bu devasa makinayı ziyarete geldiler. çoğu yapmamıştı ve akıl danışmaya gelmişti. herkesin babası bizimki gibi emekli değil tabi. o kadar uğraşacak, vakit ayıracak… neticesinde işe yarar birşeyler çıktığı konusunda hemfikir olduk.

şimdi buradan kitabın yazarına ve pek kıymetli hocamıza seslenmek istiyorum: yıllardır öğrencilere gelişsinler diye saçma sapan ödev vermekten bıkmadınız mı? bu hareketlerinizin hem öğrencilere hem de velilere maddi ve manevi ne külfetler yüklediğinin farkında mısınız siz? bir de ödevlerin faydaları konusu var. şu dandirik mancınığın parçalarını birleştirmek kardeşime ne katkı sağlar? bunu el kadar veletlerin yapamayacağını bilmiyor musunuz? haydi babamın yapacağını tahmin ettiniz, o yaşa gelmiş adamı geliştirmek size mi kaldı? bir bırakın gidin artık. bir avrupa’yı örnek alın artık. eğitimcilik bu değildir. eğitimcilik baştan savmak hiç değildir. bu ödevi verilen emek oranında incelemeyeceğini biliyorum. kıyısına köşesine bakıp orta düzeyde bir not vereceğini de biliyorum. yapmayan öğrencilerin başına birşey gelmeyeceğini de biliyorum. o zaman ne diye evhamlı aileleri daha da heyecanlandırıyorsun? adam olun yahu, edeb yahu!
haklısın kardaşşşşşşşşş……..