bundan üç beş sene evvel son -atıyorum- 100 yılda dünyada icat edilen en mükemmel şeyin ne olduğunu sorsalar cep telefonu veya televizyon derdim sanırım. internetle tanışıklığım uzun zamanlara dayansa da sağlam dostluğumun tarihçesi öyle pek de eski değildir. internetle olan münasebetimi artırdıkça da ne kadar işlevsel bir dost olduğunu hergün yeniden anlıyorum. evet, hatta ıssız adaya düştüğümde alacağım 3 şeyden biri olurdu. en azından kurtulmak istersem ilgili birimlere koordinatlarımı verebilir, olmadı bir şekilde beni kurtarmalarını sağlardım bu yolla.
sen tut cern’de mühendislerinin iletişim kurmaları için böyle bir sistemi kurarak bilgisayarları birbirine bağla ve bu gelişsin gelişsin tüm dünyadaki bilgisayarlar birbirine bağlansın. gerçekten de insanın hayal sınırlarını zorlayacak nitelikte olaylar bunlar di mi güntekin? zamanla bilgisayarlar küçülüyor, kullanım alanları genişliyor, fiyatları ucuzluyor ve artık televizyon gibi her eve sızmaya yavaş yavaş başlıyor. yani dünya insanları birbirine bağlanıyor. connecting people olayı. tabi türkiye’de internet de kendine türklere has bir şekilde kullanılıyor.
bence türkiye’de internetten söz edeceksek kesinlikle değinmemiz gereken ilk olgu google olmalı. amerika’da bir evin garajında iki arkadaşın 25 yaşında kurduğu bu site, bugün 32 yaşında olan bu arkadaşları dünyanın en büyük sitesinin sahibi yaptı. birçoğumuzun da kendinden bildiği üzere google açılış sayfası olma kategorisinde de başlara oynuyor. eminim türkiye’de de ilk sırada yer alıyor. google’ın misyonu da özel. sanıyorum bu masallarda, bilim kugu filmlerde olan sorulan her soruyu cevaplayabilen bilginler, komputerler gibi google da bugün sorulan birçok soruya cevap verebiliyor. böylelikle zaten yaymaya alışmış türk halkı da google gibi bir nimeti değerlendirerek en basit işlerini bile ona yaptırıyor. aslında google sadece arama motoru özelliğiyle değil de bilgisayar kullanıcıları için hazırladığı hizmetlerle de gönüllere taht kurmuş durumda. örneğin şu an kullandığım web browser’i chrome, bunun yanında picasa, earth, gtalk, gmail, calendar, documents ve sayamadığım birçok özelliği sayesinde internette çığır açmış durumda. tabi bu gibi özellikler tüm kullanıcılar göz önüne alındığında olsa olsa %26 (küsüratlı sallıyım da attığım belli olmasın) veya bu civarlarda bir dilime hitap ediyor. biraz daha uzmanlaşmış bir kesime.
şimdi tabi blog yazıyoruz, ediyoruz, zaman geliyor yazdıklarımız okunuyor mu merak ediyoruz haliyle. oturup istatistiklere bakıyorum. kaç kişi nereleri okumuş, kaç kişi hangi kaynaktan yazılarıma ulaşmış, kaç kişi benim blog üstünden başka sitelere yönelmiş sağolsun wordpress dökümanları detayıyla sergiliyor. geçmişte ismail yk ile ilgili bir yazı yazmıştım. hemen hergün karşıma çıktığı gibi, neleri beğendik kategorisinde de yer ediniyor kendine. çıkardığım sonuç şu ki birbirinden bilinçli okurum ismail yk ile ilgili über tespitlerim için ölmüyor. bu yazıya arama sonucu olarak ulaşıyor. yani google sayesinde. yine wordpress hiçbir imkanını esirgemeden bu kimselerin hangi aramalarının sonucunda benim yazıma ulaştıklarını da gösteriyor. ismail yk’nın arabasından tutun da “gerçek” sevgilisine kadar aratanlar var. tamam bu adamla ilgili komplekslerim hiç bitmeyecek ve temcit pilavı gibi sürekli önünüze sunuyorum ama adam da her ne hikmetse benim karşımda. neyse konumuz bu değil. hasılı örnekten de anlayacağınız üzere türk insanı google’ı “her” amaca yönelik kullanıyor. aklına ne gelirse soruyor. yani türk insanı meraklı.
google’dan sonra bir diğer favorimiz de msn. interneti olup da messenger programı kurulu olmayan kaç bilgisayar vardır acaba çok merak ediyorum. bu konuda her türlü gerçekçi istatistiğe açığım. msn artık o kadar mühim bir araç ki hayata dair tüm iletişim problemlerimizi buradan halledebiliyoruz. yeter ki karşı tarafın msn’i de açık olsun. bunun için özel surat ifadeleri mi kullanmadık, afili avatarlar mı aramadık, ilginç yazı tipleri mi denemedik, neler neler. hatta yine eminim çoğu insan interneti olan bir bilgisayarda varsa, oturduğunda ilk messenger programını açar. pardon açmasına gerek yok, kendisi otomatikman geliyor değil mi? cahilliğime verin.
sonra tabi chat, cinsel içerikli siteler, elbette forumlar, haber siteleri, oyun siteleri de bundan sonra geliyor. gerçek hayatta iki lafı bir araya getiremeyen kimseler bilgisayar başında şair kesiliyor. yadırganacak birşey de değil aslında. öyle veya böyle insanın kendini ifade edebilmesi güzel birşey. sadece gerçek hayatta da sanal hayatta da kişi kendisinin ve başkalarının sınırlarını bilmeli ve bu sınırları ihlal etmemelidir. az duymadık internet üzerinden tanışıp evlenip boşananları, tartışıp birbirini öldürenleri, tuzağa düşürülenleri. bakın mesela gamze özçelik.
yani insanımız diğer araçları amaçları dışında kullandığı gibi interneti de amaçları dışında kullanıyor. hatta internet birey üzerinde direkt etkide bulunabildiği için buna çok müsait. az biraz bilgiyle ortalığın içine edebilir, birilerinin hayatlarını karartabilir, dolandırıcılık yapabiliriz. yapımızdan mı geliyor ne güce önem veren insanlarız. elimize güç geçince de babamızı bile tanımıyoruz. bu işin sonu nereye varır bilmiyorum ama bu kez tembellik etmedim ve üzerine yazacağım konu hakkında ufak bir araştırma yapıp güzel de bir yazı buldum.
haydi selametle..
0 Yanıt, “türkiye’de internet kullanımı”