hiç uyumadım sanırım. yani babamın gün ağırınca gidelim demesinin üzerine yarım saatlik şuursuzluğu ve dönerkenki bir saatlik uyuklamayı saymazsak doğru dürüst yatıp uyumadım. 8′e doğru sezgin’i de alıp yola çıktık.
beklediğimden kısa sürede erzincan’a varmıştık. ne yalan söyleyim şehre girerken biraz heyecanlandım. birşeylerin değişmiş olabileceği ihtimali etrafa daha da dikkatli bakmama yol açtı. lakin gelin görün ki dörtyola açılan sony center’ın dışında hiçbir yenilik yoktu.
yurda gidince okuldan belge almamız istendi ve biz de okula doğru yola çıktık. asıl merakım okulda olup bitenler üzerineydi zaten. amfi inşaatı ne durumdaydı acaba? gittim, yine erzincan beni şaşırtmayıp hayal kırıklığına uğrattı. ne okulun yolu yapılmıştı -ki başkan bir milyon yetale ayırdık die afişlerde kasım kasım kasılıyordu- ne de amfi inşaatı eli yüzü düzgün hale gelmişti. amfinin öğretim yılına yetişmesi ihtimali imkansıza yakın bir yerde duruyor. belgelerimizi alıp çekip gittik. ramazan diye fazla sövemedim.
belgeleri de öğle tatillerinin bitmesini beklediğimiz yurt görevlilerine verince işlemlerimizi tamamladık. 513′e, deniz abinin yanına yerleştik. beklediğim olmadı ve 2 kat depozito almadılar. hemen çekip döndük memlekete. garip olan erzincan’dayken niksar’a kaçmak isterim, niksar’dayken erzincan’a. böyle yaman bir paradoks içindeyim.
sabah giderken doğuya gittiğimizden, akşam dönerken de batıya gittiğimizden gözümün önünden güneş eksik olmadı. bu sene bir güneye gidemedik zaten. holly shit.
0 Yanıt, “haydi hayırlısı”