değişmesi gerekenler

galatasaray 2-2 nin rövanşında bu akşam romanya’da steau bucharest takımına 1-0 yenilerek şampiyonlar ligine kalma şansını ve 10 milyon avroluk primi kaçırdı. 3. turda elendiği için de yoluna uefa kupası gruplarından devam edecek.

gelelim nedenlerine ve sonuçlarına. gerek diğer blogda önceden yazdıklarım olsun gerekse buraya yazdıklarım olsun takımla ilgili tüm yorumlarımda endişelerimden de bahsettim ve ne yazık ki bu endişeler bu gece de bir kez daha gün yüzüne çıktı ve biz kendi yuvamız olan şampiyonlar ligine katılmaktan mahrum kaldık. ne demiştik? kağıt üzerinde kadromuz iyi olmasına karşın gücümüzü pratiğe yansıtamazsak işler yolunda gitmez. kendisine güvenmediğimi söylediğim skibbe bu akşam bir kez daha tüm camiada hayal kırıklığı yarattı. neden skibbe’ye yüklendiğimi merak edeniniz olabilir.elbetteki oyuncuların gayretsiz tutumları veya maç içerisindeki bireysel hataları bu kötü sonuca neden olmuş olabilirdi. burada esas üzerinde durmak istediğim nokta da galatasaray’ın elenmesine duymuş olduğum kızgınlık değil sezon hazırlıklarından bu yana takımın oynadığı oyunun umut vermemesi durumu. kalitemizden kat be kat eksik takımlara karşı dahi kazanamıyorduk. evet neticede hazırlık maçı olabilir, sürekli değişiklikler oluyor olabilir, sakatlıklar olabilir ama bu bir süreç halini alıyorsa üzerinde durmamız gereken birşeyler var demektir. hazırlık kampından sonraki ilk steua maçı, kayserispor süper kupa finali, denizlispor maçı ve nihayet ikinci steua maçı gösterdi ki transferlerle ne kadar hayvani güçte bir kadro da oluştursak takım oynamadığı müddetçe hiçbir halt yiyemeyeceğiz. takımı oynatmak da bir zahmet skibbe efendinin görevi.

bu akşamki maça bakacak olursak galatasaray aykut, linderoth, meira, servet, hakan, mehmet, ayhan, arda, kewell, arda, lincoln ve nonda onbiri ile çıktı. maçın henüz 5. dakikasında kewell’in bir yarım volesi üst direkten döndü ve sonra ilk yarı bitene kadar da dişe dokunur bir (rakamla 1) pozisyon dahi olmadı. sürekli kendi sahasında hazırlık pasları yapan bir galatasaray, top kapıp kontraya çıkma hedefinde steua, bitikleri oynayan lincoln, hazır olmadığı belli kewell, formsuz arda ve top alamayan bir nonda seyrettik. bu maçta kavranan bir diğer gerçek de orta sahanın göbeğinde oynayan futbolcuların bir veya ikisinin performansının kötü olması demek takımın ritm sağlayamaması demekmiş ki bu akşam da öyle oldu. ayhan ve mehmet vasatın dahi altında bir performans sergilediler. linderoth 8 ay sonra ilk resmi maçına çıktığından olacak ki savunmanın sağını çok aksattı. lincoln’e diyecek hiçbir şey bulamıyorum zaten. tüm işi duran toplara vurmaktı.

kayseri maçına benzer nitelikte devre arası skibbe oyuncularını uyarmış olacak ki ikinci yarıya biraz daha istekli başlayan bir galatasaray gördük. yalnız yine de basiretsizlik peşimizi bırakmıyor pozisyona giremiyorduk. dakikalar 60′a yaklaşırken galatasaray hücumunda yapılan ortaya rakip savunma müdahale ettiği halde taç atışı rakibe verildi ve akabindeki pozisyonda da “buz gibi” ofsaytte olan futbolcunun durumu görülmeyip attığı gol geçerli sayıldı. gerçekten de yapılan hata çok büyüktü. sonra ayhan’ın yerine ümit, lincoln’ün yerine hasan girdi. bu iki oyuncuyla birlikte oyun yine hareketlendi ancak hala pozisyon yoktu. son olarak da linderoth’un yerine aydın yılmaz oyuna girdi. onun da pek bir numarasını göremedik ve maç bu skorla bitti. galatasaray da uefa yolunu tuttu.

galatasaray pas yapamıyor, galatasaray orta açamıyor, galatasaray doğru dürüst hücum edemiyor. gol yollarında çok vasat. oraganize olmada güçlük çekiyor. takımda artık birinin liderlik üstlenmesi lazım. henüz lig başı farkındayım ama beni korkutan da gidişat zaten. şimdi baros geldi, bir nebze olsun hücum hattımız değişebilir. bir de sağ bek alabilirsek kadro tam verimli hale gelir. asıl vurgulamak istediğimse organizasyon anlayışı. daha fazla hücumu düşünmeli ve kaynaklarımızı bu yönde kullanmalıyız. bu iş de skibbe’ye düşüyor tabi. bir yerde de vizyon meselesi. 

lig devam ediyor olabilir, türkiye kupası hedefler arasında olabilir, uefa kupasına gidilmiş olabilir ancak bunların hiçbiri şampiyonlar liginde maça çıkarken yaşanan heyecanı tattıramaz, hiçbiri dünya devlerinden birini dize getirdiğimizde yaşadığımız tarifsiz hazları yaşatamaz. galatasaray prestij kaybetmiştir, galatasaray marka değerinden değer yitirmiştir, galatasaray rakibe korku salacak namınından önemli ödünler vermiştir. yitip giden onca çok şey var ki bu maçta ve bence bunların sorumlusu skibbe. klübün son 6 yılda kurduğu en iyi kadro elinde olmasına rağmen kendisi ayarında dahi olmayan bir rakibe elendi. yok rakip kaç haftadır maç oynuyormuş, yok hazırmış, yok diriymiş… bugüne kadar galatasaray ön elemelerde hiç yenilmemişti, bilmeyenlere tekrar hatırlatalım. o zaman şartlar başkaydı da şimdi mi başka? teknik direktörün görevi takımı maçlara hazır hale getirmek değil mi? bırakın allah’ınızı severseniz. eğer siz galatasaray’sanız şartlar ne olursa olsun sizden daha iyi bir durumda olmayan takımı muhakkak yenmelisiniz. hala bundesliga’da ilk 5′e girmeye çalışan leverkusen kafasında oynarsanız elenirsiniz tabi.

tüm bu yazdıklarım tarihe bir bir not düşüyor, farkındayım. ben yine galatasaray’ı ve onu oluşturan her parçayı desteklemeye devam edeceğim. her ne kadar duyduğum güvensizliği belirtsem de “umarım” yanılan yine de ben olurum ve galatasaray tüm alanlarda başarılı olur.

0 Yanıt, “değişmesi gerekenler”



  1. Henüz Yorum Yok

Yorum Yapın