şimdinin çocukları bir garip.
ne yoğurt sürerler ağızlarına,
ne de sebze.
varsa yoksa
bakkal fışkıları.
bizim zamanlarımız geçeli çok olmuş…
çocuk aç,
çocuk sefil,
çocuk yorgun.
büyük marketler küçük esnafı yok etti.
indirimler, kampanyalar…
bir alana bir bedavalar.
kredi kartları, ekstreler.
evde ise kolalar, hazır yiyecekler..
çocuk aç,
içeri girdi ne var ne yok diye.
içeride iki yaşlı kadın.
dedikodular…
çocuk yemek istedi.
kadın bilmiyor evde ne var ne yok,
çocuk meraklı,
çocuk aç.
kadın dolabı açtı,
bir kase puding ve bir dilim ekmek çıkardı.
sever böyle şeyleri çocuklar,
çikolata de yeter.
ama çocuk aç.
puding doyurmaz.
çocuk tepsiyi bıraktı.
bir bardak aldı ve dolaptan asiti kaçmış fanta koydu içine.
hepsini yedi, içti, bitirdi.
ne gözü doydu, ne karnı.
çocuk kızgın,
çocuk üzgün,
çocuk hala aç.
içeri koştu.
yaşlı kadınlar orada yine.
tepsiyi yere fırlattı,
büyük bir hışımla.
tepsi düştü, bardak kırıldı.
yaşlı kadınlar şaşkın,
çocuk aç.
kadınlardan birisi bardak parçalarını toplarken
diğeri çocuğa girişti.
ağız, burun…
allah ne verdiyse.
çocuk aç.
çocuk dayak yemiş.
bir kase puding, bir bardak fanta
ve bir posta dayak.
çocuk nasıl doyar?
not: dizelerde simgesel mana arayanların allah bin belasını versin..
0 Yanıt, “kırık bardak”