13 ağustos 2008 galatasaray-steaua bucharest maçı

2-2 bitti maç..

evden çıkınca içimde eski maç günlerinin heyecanını taşıyordum. yine muhtemelen şadırvan mevkiinde maç izleme arkadaşlarımızla buluşup muhtelif mekanlardan makbul bir yer seçecektik. 20.00 diye sözleştiğimiz buluşma zamanını 20.15′e sarkıttığımın endişesindeydim ki gittiğimde inler cinler böylesine bir maç öncesi ısınma hareketleri yapıyor, top oynuyorlardı. demek ki onların da şampiyonlar liginin ön elemesi bu akşamdı.

hemen caminin altındaki çaycıya oturdum, açık çayımı söyledim. ilkay’ın 5 dakika sonra geliyorum mesajına karşılık onu aradım ve çaycıya gelmesini söyledim. sonra o gelince bir de serkan’ı çağırdım. serkan da gelince maç izleme için uygun mekan arayışına çıktık. öğretmen evinde ellerinde sodaları koltuğa yayılmış adamlar “dönüşümlü veririz” deyince yüzlerimizi asıp dışarı çıktık. kahvelerden kahve beğenmekteyken “kocaağalar” denen yerdekilerin fenerbahçe maçını ntvspor’da sanıp sadece galatasaray maçını verecekleri vaadinin ardından televizyona yakın bir masada yerimizi aldık. sonra apo da geldi. 2-3 el eşli ihale çevirdikse de apo’yla ilkay anca batınca oyun geri dönülmez bir hal aldı ve bıraktık oyunu. zaten maç da başlıyordu.

galatasaray’ımız bir avrupa mücadelesine daha çıkarken biz de kadro üzerinde spekülatif yorumlardaydık. skibbe denen teknik direktörün sahaya 6 stoperle birden çıkması herkeste şaşkınlık uyandırsa da “vardır bir bildiği” diyerek yedigün’lerimizi yudumladık.

maçın başlama düdüğü ile birlikte sıkıcı geçeceği kendini belli ededururken aykut denen kalecinin topu degajamaması üzerine ilk gölü yedik. daha bunun şaşkınlığını üzerimizden atamamışken ve hatta pozisyonumuz dahi yokken 6 (yazıyla altı) stoperin olduğu takımda ceza sahası içinden vole ile gol yedik. romanya takımının oyuncularının çamurluğu bir yana hakem de küfüre şayan kararlar sergiledikçe sinirler tavan yapıyor, avuç içleri diz olsun baş olsun masa olsun darbeleriyle boş durmuyordu. sonra nonda ile bir gol bulduk da heyecanımız yerine geldi. ilk yarı da bol bol taç ve faulle ve 3 dakika uzatma ile bitti, gitti.

devre arasında izlediğimiz fenerbahçe maçında partizan 2 gol birden attı. kimi galatasaraylı bünyeler göstermemek için büyük çaba sarfetse de içten içe “bize bunlar oluyorsa onlara daha beter olsun” ekolünü sürdürerek zevkten mest oluyorlardı.

bizim maçın ikinci yarısına hızlı başladık. servet’in denizli maçındaki günlerini hatırlayıp rakip ceza sahasının altı pasında arzı endam eylediği bir pozisyonda kafasını sıyırıp geçen ortayı nonda’nın kafası değerlendirdi ve maç 2-2 oldu. hemen ikinci yarının başında bulduğumuz bu golle heyecanlanıp gaza gelmişken bir şeylerin değişeceği gafletine kapılmış olacağız ki oyun yine kısırlaştı. “haydi daha yarım saat var”, “haydi daha 20 dakka var”, haydi daha 10 dakka var” sayıklamaları arasında fransız hakem düdüğünü son kez çaldı ve maçın skorunu ilan etti.

tüm maçın genel görünümünde gözlemlediğimiz galatasaray’ın hazır olmadığıydı. spiker denen mangoloz (bu hakareti onun için özel icad ettim, çünkü ömrüm boyunca onun gibisini görmedim) adam tüm maçı galatasaray’ı iğnelemekle geçirdi ve hakemin ardından “en çok küfür ettiklerim” sıralamasına 2. sıradan girmeyi başardı. bu alandaki bronz madalyamız ise rakip takımın 16 numarasına gitti.

galatasaray’ın böylesine bir futbol ve skorla bu güzelim yaz akşamında minik kalplerimizi endişeden pıt pıt diye attırması sakatlıktan dolayı eksik oyuncuların çokluğundan mıdır, yoksa kondüsyon veya motivasyon eksikliğinden midir bilinmez ama tüm sorunların 14 gün içerisinde halledilmesi ve deplasmanda da olsa turu getirecek skoru almamız şart gibi. geçmiş yıllarda benzerlerini çok gördük bu maçların. hep dandik gollerle geriye düşüp maçı getirdik ama bir türlü istediğimizi alamadık ve sonrasında elendik. ne kadar 2-0′dan 2-2 başarıymış gibi gözükse de galatasay bir marka olarak çok daha iyi skorları hak ediyor. bükreş takımından kağıt üzerinde kaliteli olduğumuz su götürmez bir gerçek olduğu halde turu farklı nedenlerle yitirmemiz pek açıklanası gelmiyor. gereken neyse lütfen yapılsın..

yanaklarınızdan öptüm aslanlarım..

0 Yanıt, “13 ağustos 2008 galatasaray-steaua bucharest maçı”



  1. Henüz Yorum Yok

Yorum Yapın