tokat notları

güne yorgun başlamak pek hazzetmediğim duygular arasındadır. 2 şekilde güne yorgun başlarım: ya bir gün önceki yorgunluğumu üzerimden atamamışımdır veya uykumu alamamışımdır. nitekim bugün uykumu alamamış vaziyetteydim. zira gece 01.30′da yatıp 04.30 da uyursanız ve sabah saat 08.30′da kalkarsanız siz de benim gibi uykusuz kalmış olursunuz.

her ne kadar 8.30′da kalktım desem de bu fiili bir kalkış değildi. türk insanının işini son ana bırakma sevdası damarlarıma kadar işlemiş olacak ki yataktan kalkma ânım 09.30′du ve tokat arabası 10.00′da idi. yarım saat içinde duş alma ve ütü yapma işlerimi ivedilikle halledip arabaya son anda yetiştim. bu başarı benim için ilk değildi. gittiğimde apo, sezgin, hatice, hatice’nin annesi ve kazım beni bekliyordu. sonra emre de geldi ve arabaya bindik.

ss 7. no’lu niksar taşıyıcılar kooperatifi’nin mercedes marka minibüsüyle tokat yollarına koyulduk. sabah aceleden birşeyler yemediğim için emre’nin aldığı çubuk krakerle idare ettim. yolda gerçekten üzücü bir olaya şahit olduk. uzun süren bekleyen araçların olduğu konvoyun diğer ucunda bir kaza olmuştu çünkü. gittiğimizde iki ölü yerde üzerleri bir battaniye ile örtülü şekilde yatıyordu. beş de yaralı varmış diyorlar. hayatın anlamını bir kez daha sorgulamamdan sonra yola devam ettik. indiğimizde yimpaş önünde bizi rabiş karşıladı. sonra yaklaşık 45 dakika süren bir yolculukla yolda emre’nin kuzeni alev’i de alıp hastaneye gittik. çünkü tokat’a gidişimizin başlıca amacı halihazırda bir hafta önce bir kaza atlatan rabiş’in babasını ziyaret etmekti. alev’in annesi ziyaret saati henüz gelmeden bizleri içeri aldı. yaşasın illegalite dedim içimden.

kimi zaman sakin kimi zaman kalabalık ortamlardan ortamlara geçiş yaptığımız hasta ziyareti sonlanınca grup üyelerinin yaklaşık %bilmemkaçının kendini aç hissetmesi üzerine oy birliğiyle tantuni yapan biryere gittik. garson espri yapmaya çalışan biriydi ama nezaketen dahi olsa pek gülen olmadı. 2 tane yedim. hala da aç değilim sanki. yoksa aç mıyım?

daha sonrasında alev’i yolcu edip sinema yolu tuttuk. 15.15 seansına “o. çocukları”na son gösterim gününde gitmiş olduk. bir gün sonra angelina jolie’nin “wanted”ı vardı. başlarda üzüldüm ama iyi ki de bu filme gitmişiz. film gerek konusu gerekse “bol ve yerinde söylenmiş küfürler”i ile hepimizi yardı geçti. zaten sonrasında burada “öğrenilmiş” kimi argo kalıplar aramızda espri konusu olacaktır diye tahmin ediyorum. çok güldüm çok..

sinemadan çıkınca hatice’nin gitme isteğine hepimiz olumlu yanıt versek de kimi malum sebeplerden ötürü ben, emre ve apo kalmayı yeğledik. hatice, sezgin ve kazım 6 arabası ile geri döndü. ben, emre, rabiş ve apo da karadeniz pastanesi yolunu tuttuk. orada içtiğim nescafenin ardından yolda midemin bulanmasını garanti altına almıştım.

rabişi de dayısına bıraktıktan sonra emre ve apoyla birlikte 7 arabasına bindik. yolda telefonumda oynadığımız “kim 500 milyar ister”de o kadar denemeye rağmen sadece birkaç kez 500 milyonu geçmemizse cehaletimizi bir kez daha gözler önüne seriyordu.

eve geldiğimde kendimi yorgun ama mutlu hissediyorum. en azından hayatımızda bir değişiklik olmuş oldu. gamze de gelse iyi olurmuş ama onu da ihmalime verelim artık..

0 Yanıt, “tokat notları”



  1. Henüz Yorum Yok

Yorum Yapın