kabul edelim türk maarifinin yüz akları arasındadır fen liseleri. kuruluş zamanından bu yana ilkokulu bitiren her türk genci derslerinin az buçuk düzgün olduğu kanaatindeyse aklının bir kenarından geçirmiştir fen lisesine gitmeyi.fen lisesinde okumak gerçekten kişinin maruz kaldığı meşakkatli şartlar nispetinde çevreye karşı bir itibar yaratılmasını da sağlar. gerek verilen eğitimin “ciddiyeti” (burada kalite demeye dilim varmıyor) gerekse ders çalışma adına yaratılmış uygun ortamlar açısından fen lisesi ileride bol para getirecek mesleklere ulaşmak adına girilecek üniversiteler için büyük yardımcı; tabi kullanabilene.
ancak kuruluşları ve kuruluş amaçları göz önüne alındığında türkiye’de amacını yitirmiş birçok kurum gibi fen liseleri ilk zamanlarına oranla bir kısım itibar kaybına uğramış gibi. tabi yazının amacı da bu kayıpları ve nedenlerini sorgulamak değil.
fen lisesi ile ilgili bildiklerimizi şöyle bir gözden geçirdikten sonra yavaş yavaş sadede gelebiliriz. bildiğiniz gibi çağımızın büyük gereklerinden birisi olarak “üniversite diploması” trend özelliğini uzun yıllar boyu yitirmeyecek gibi. çoğu öğrenci de bu diplomaların bir veya birkaçına sahip olmak adına türlü maymunluklara (olumlu manada söylüyorum; darwin değilim kendime maymun diyim) girişiyor. artık anlaşıldı ki bu işin ucunu baştan tutmak lazım. “temeli sağlam” sözünün eğitim için de kullanıldığını hepimiz duymuşuzdur. tabi ilkokuldaki sabi sübyan veledlerimize aşırı baskı uygulayamayacağımız için (ki o da ilerliyen yıllarda psikopat velilerin gittikçe büyümesiyle mümkün kılınacak) bu iş biraz da ilköğretim çağının son dönemlerine bırakılıyor. kabul edilen gerçek: iyi üniversiteye giden en garanti yol iyi liseden geçer.
kendisine bu ve benzeri amaçları düstur edinmiş eğitim neferleri (=öğrenci+veli) iyi bir lise için yırtınırken bunların aralarından sivrilenleri de fen lisesi yolunu tutar. eleştirimizin odak noktası da burada başlıyor. demek istediğim “ne işiniz var fen lisesine gitmeyin kardeşim” değil. o dönemlerde en büyük hayallerimden birisiydi amasya macit zeren fen lisesine gitmek. olmadı niksar anadolu lisesi oldu. iyi de olmuş diyorum. neyse, asıl demek istediğim çocuğum fen lisesi okusun diye çocuğunuzu fen lisesi olmayan şehrinizden kilometrelerce öteye göndermeyin. bakın burada yine de genelleme yapmaktan itina ile çekiniyorum. biliyorum ki yine de bir öğrencinin fen lisesine gitmesi için onlarca neden vardır. biz biraz gitmeme nedenlerine göz atalım.
bir defa çocuğunuz arkadaş ortamında, siz eş dost ortamında gerim gerim gerinirken olacaklardan haberdar değilsiniz. şimdi bu çocuk gittiğinde, yani henüz 14 yaşında iken dünyası ile ilgili olağanüstü değişiklikler yaşayacak. bir defa arkadaş ortamı tamamen değişecek. yaşadığı şehirden 1 veya 2 arkadaşı yanında götürmesi büyük şans iken çocuğunuz çoğunluğu kendisi gibi başka şehirlerden gelme birçok öğrenci ile aynı ortama girmek durumunda kalacak. yenilik, değişiklik güzel şeyler bunlar evet ama sizin çocuğunuz henüz 14 işte. o yaşlarda bambaşka bir şehirde tek başına, sabah 5′te etüte kalkmak, akşam 10′da yurda girmek gibi angarya birsürü muamaleye bağlı bir yaşam sürdürecek. dertlendiğinde telefon açmak, hastalandığında nöbetçi hocalardan medet ummak durumunda kalacak. hele bir de gittiği yer size epey bir uzaksa sadece bayramlarda ve uzun soluklu tatillerde gelecek ki onlardan da yaz tatilini çıkardığımızda kalanlarını ders çalışmakla geçirecek. sürekli aynı şeyleri yapmaktan, hayata dair kimi faaliyetlerden yoksun kalmaktan çoğu zaman sıkılacak belki de. hep ders, hep ders nereye kadar? hocaları da biraz öğrencinin kapasitesini zorlama konusunda meraklıysa buyrun çocuğunuzun 1. geleneksel psikoloji şenliğine.
oysa yanınızda dursa; bildiği, alıştı ders odası, ders çalışma sistemi, arkadaşları, dersanesi ile hayatına devam etse; gözünüzün önünde, ne yaptığından haberdar olduğunuz, hatta kontrol altında tuttuğunuz bir vaziyette yine evinizin şakıyan kuşu, yüz akı olarak kalsa fena mı olurdu? gerekirse dersleriyle daha yakın dahi ilgilenebilirsiniz. şimdi bir veli toplantısı olsa kalkıp kilometrelerce öteye her yıl 2 defa gitmek hoşunuza mı gider? olsun gezmiş mi olursunuz? çocuğun gönlü mü olmuş olur? lütfen veliler, bak “veli” diyorlar size, lütfen aklınızı başınıza alın yahu:))
tabi ki not: işbu yazı fen lisesine gidememe kompleksi ile yazılmış fen liselerini karalama amaçlı bir yazı olma ihtimali de olan bir çalışmadır. doğrusu insanın kendi bildiğidir.
hepinize başarılar dilerim. allah analı babalı büyütsün..
0 Yanıt, “14 yaşında fen lisesine gitmek”